Siyasal ve Ahlaki Çöküş: Epstein
- Yuşa Kaymakçı

- 3 gün önce
- 5 dakikada okunur

Epstein olayı Batı medyasının aktarmaya çalışma şekline bakılırsa pedofili, ruh hastası bi adam ve kendisinin bi adada yapmış olduğu kirli ve ahlaksız şeyler gibi lanse ediliyor. Ancak olayı ilgilendiren dosyaların henüz tamamının dahi açıklanmamış olmasına rağmen olayın Epstein’den çok daha büyük olduğu, hatta Epstein denen şahsın bu dosyada bi figüran olduğu ortaya çıkıyor.
Asıl olay birilerinin Epstein denen ruh hastasını fonlayarak ün kazandırması ve ona bu ahlaksız işleri yaptırıp, daha sonra bu ahlaksız işlerin yapıldığı yere, Epstein adasına siyasi ve ekonomik güç sahibi kişilerin getirilmesini sağlayarak devasa bi şantaj ağı kurulmasını sağlamak suretiyle muazzam bi siyasi ve ekonomik güç elde etme hedeflerine dayanıyor. Bu kişiler veya kurumlar elde ettikleri bu güçle de tabiri caizse dünyayı yönetiyor.
Epstein adasında kaçırılan reşit olmayan kız çocuklarının eğlence ve fuhuş amaçlı kullanılması, çocukların deneysel amaçlı kullanımları ve türlü işkenceleri içeren kan dondurucu, insanlık dışı şeyler yapılmış. Tüm bu suçların faili ise bilerek veya bilmeyerek bi şekilde bu suçlara karışmış, dosyalarda adı geçen, birçoğunun isimlerini adımız gibi bildiğimiz büyük sermaye ve şirket sahipleri, ve gelmiş geçmiş ve mevcut Batılı devlet yetkilileri ve liderlerinden oluşuyor.
Ve tabii ki siyasilerin ve sermaye sahiplerinin kontrolünden bahsedilince Epstein projesinin arkasında kimler olduğunu anlamak zor olmuyor. Epstein’in en büyük destekçileri arasında Yahudi ve Siyonist büyük sermaye sahipleri ve lobiler var.
Amerikalı Yahudi multi-milyarder Leslie Wexner Epstein’in en büyük destekçisi. Leslie kadın iç giyim markası ve mankenlik ajansı Victoria’s Secret markasını da bünyesinde barındıran L Brands holdingin sahibi. Leslie, 80’li yıllarda Epstein’le tanışmasının ardından aşırı şüphe uyandıracak şekilde Epstein’e güveniyor. Leslie, Epstein’e servetinin tamamına erişimde geniş haklar tanıyan bi vekaletname veriyor. Milyarlarca dolar serveti olan bi kişinin servetinin tamamını durup dururken size devrettiğini hayal edin.
Leslie Wexner dünyanın en güçlü Yahudi sermaye sahipleri ve siyasilerin toplanıp istişare yaptığı bi oluşum olan Mega Group’un kurucusu. Grup kapalı kapılar ardında kararlar alan bi yapı olduğu için “Gölge Kabine” adıyla anılmıştır. Burada ABD ve dünya siyasetinde İsrail’i koruyan kararların alınması için lobicilik faaliyetleri yürütülüyor. Epstein’in Wexner sayesinde bu gruba erişim hakkı kazandığı ve iletişim ve etki alanını genişlettiği söyleniyor. Epstein’in ortaya çıkışında Wexner ve Siyonist lobilerinin çok etkili olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Jeffrey Epstein bu gücü ve nüfuzu kullanarak insanlık dışı kirli işlerin yapıldığı malum şantaj ağını kurdu. Epstein büyük etki ve servet sahiplerine olan yakınlığı sayesinde bu şantaj ve nüfuz ağını genişletti. Finans, yatırım ve siyasal güce ihtiyacı olan kişiler bu ağa düştü. Bu sayede dünyanın en değerli şirketlerinin CEO’ları, devlet liderleri ve üst düzey yetkililerden oluşan, kısacası dünyayı yöneten güçlere karşı şantaj yaparak istediklerini yaptırma gücünü elde ettiler.
Ghislaine Maxwell adada istismar edilen çocukların bulunup adaya getirilmesinden sorumlu kişi olarak 2022 yılında 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ghislaine’in babası ise Robert Maxwell, İngiltere’de Daily Mirror medya grubunu içeren en güçlü medya patronlarından biri. Robert Maxwell, Çekoslovakya’dan İngiltere’ye göçen bi Yahudi, asıl adı Ján Ludvík Hyman Binyamin Hoch ve İngiltere’ye geldikten sonra adını değiştirmiş. Maxwell’in Mossad ile bağlantıları olduğuna dair çok güçlü iddialar var. Maxwell cenazesinin Kudüs’te yapılmasını istemiş ve cenazesine dönemin İsrail başbakanı ve cumhurbaşkanı da katılım göstermiş.
Eski ABD başkanı Bill Clinton’ın Epstein’in özel uçağıyla defalarca kez seyahat ettiği ortaya çıktı. Donald Trump’ın ise 90’lı yıllarda Epstein ile ilişkilerinin olduğu biliniyor ancak adaya gidip gitmediği henüz kesin değil. Bazıları İsrail’in Trump’ın yer aldığı Epstein dosyalarını açıklamakla Trump’a şantaj yaparak istediklerini yaptırdıklarını söylüyor. Bu zamana kadar 3 milyon sayfalık dosya açıklanmış olmasına rağmen henüz tamamının açıklanmadığı da biliniyor.
Teknoloji milyarderi Bill Gates’in de Epstein ile birçok kez görüştüğü ortaya çıktı. Elon Musk’ın görüşmek için e-posta gönderdiği ortaya çıktı. Google kurucusu Sergey Brin, Linkedin CEO’su Reid Hoffman, Palantir kurucusu Peter Thiel’ın da Epstein ile yazışmaları yayınlanan belgeler arasında. Amazon CEO’u Jeff Bezos’un birçok kez Epstein’le yemek yediği de ortaya çıktı. Bu isimler Epstein’in böyle biri oluğunu bilmediklerini ve pişman olduklarını ifade ettiler.
Ne kadar zeki olduklarını düşündüğümüz ve hayatlarına özendiğimiz teknoloji milyarderleri görüştükleri kişinin nasıl para kazandığını ve kim olduğunu dahi bilmiyormuş. Yada Epstein’in ağına düştükleri için bildiklerini açıklayamıyolar. Belki de açıklanmayan dosyalarda bu kişilerin nasıl kayıtları vardır. Bu kişileri daha fazla itibarsızlaştırmamak için de açıklamıyor olabilirler çünkü bu teknoloji milyarderleri ABD’nin kültür hegamonyasını ayakta tutan isimler.
Epstein adasında yapılanlar taciz, tacavüzle de sınrılı kalmıyor. Bazıları adada organ mafyalığı, çeşitli ritüeller ve kan tazeleme gibi amaçlarla çocukların acımasızca kullanıldığını da söylüyor. Kan tazeleme çocukların taze kanını yaşlı kişilere transfer edilerek gençleştirme operasyonu gibi bi şey. Epstein’le birçok kez konuştuğu ortaya çıkan milyarder Peter Thiel’ın kan tazeleme amacıyla gençlerden kan transfer ettiği Silikon Vadisi’nin söylentileri arasındaydı. Peter Thiel aynı zamanda insan bedeni üzerinde biyolojik geliştirmeler hedefleyen biyo-kimya şirketlerine yatırımlar yapan bi isim. Silikon Vadisi’inin en kapalı kutu isimlerinden birisi ve ABD başkan yardımcısı J.D Vance’in uzun yıllardır destekçisi.
Epstein dosyalarında geçen dikkat çekici bi konuşma ise Epstein ile Rotschild ailesinden birisi arasında. 2014 tarihli bu konuşmada Ukrayna’da gerçekleştirilen darbenin başarılı olması ve bunun birçok fırsatlar getireceği konuları konuşuluyor. Yahudi ve Siyonist Rotschild ailesi savaşların sponsoru olmalarıyla bilinir. 1. Dünya Savaşı’ında İsrail’in kurulabilmesi için İngilizleri Osmanlı’yı işgal etmeye ikna eden ve kredi sağlayarak finanse eden en ünlü Siyonist bankerlerdendirler.
Yapılan soruşturmalarda eski İsrail başbakanı Ehud Barak Epstein’le iş ilişkileri bulunduğunu kabul etti ancak kendisinin pedofili olduğunu bilmediğini söyledi. Yine yakın zamanda medyaya servis edilen görüntülerde Ehud Barak’ın Epstein’in ölümünden kısa zaman önce Manhattan’daki konutuna girdiği görülüyor, Barak kendini atkıyla gizlemeye çalışmış. Epstein dosyalarında yayınlanan belgelerde Barak’ın Epstein’le uzun yıllar boyunca iletişimde kaldığı ve birden fazla kez e-posta yoluyla ve yüz yüze konuştuğu da kanıtlandı.
Epstein dosyalarında bulunan ilişkiler ve kişiler araştırıldığında şu çok net şekilde ortaya çıkıyor; bu güne kadar komplo teorileri olarak söylenen Siyonistler ve bir grup aile dünyayı yönetiyor söylemleri gerçeklikten hiç uzak değil. Saygı duyulan ve özenilen büyük zihinler, teknoloji milyarderlerinin servetleri kendilerini düşündüğümüz kadar güçlü insanlar yapmıyor ve gerek legal gerek illegal yollarla kontrol ediliyor olma ihtimalleri çok yüksek.
“ABD’yi başkanlar yönetmiyor”, “İsrail lobileri ne isterse onu yaparlar”, “başkan kim olursa olsun politikalar değişmez” gibi iddiaların doğru olma ihtimali çok yüksek. Günümüz dünya jeopolitiğinin de çok net ortaya çıkardığı gibi dünyadaki bikaç ülke ve lider hariç çoğu ülkenin bağımsızlığı yalnızca bir 21. yüzyıl anlatısından ibaret. Pedofili, ruh hastası, acımasız, cani, katil bi grup dünyadaki tüm politikaları etkiliyor ve kendi çıkarları doğrultusunda değiştiriyor.
Geleneksel medya tamamen kontrol altındadır. Gazze örneğinde de çok iyi gördüğümüz gibi tüm Batı medyası İsrail lobilerinin kontrolü altında. Batılı liderlerin Gazze’deki soykırım hakkında bi kelime edebilmeleri ancak 3 yıl bekledikten sonra mümkün olabildi. Batı’nın demokrasi, insan hakları ve hukuk söylemleri yalnızca Batı hegamonyasını desteklemek için kullandıkları anlatılardan ibaret.
Epstein adasında gerçekleşen şeyler insanlık dışı ve şeytani, birçok cesur(!) milyarder ve siyasetçi burayı ziyaret etmesine rağmen kariyerine zarar gelmesin diye yada yapılanları desteklediği ve bir parçası olduğu için sustu. Kadınların ve çocukların maruz kaldıkları bu muameleye ve çıkar odakları için kullanılmalarına göz yumdular.
Çocuklara ve kadınlara, insan hayatına verdikleri değer dün Hindistan’da, Afrika’da nasılsa bugün de aynı olduğu ortaya çıkmıştır, bu zamana kadar geçmişte yaptıklarını insan hakları ve demokrasi yalanlarının arkasına gizlemişler, medya ve çeşitli propaganda güçleriyle hepimizi ayakta uyutmuşlar.
Gazze’de yaşanan insan hakları ve uluslararası hukuk ihlalleri, ardından Trump sonrası yaşanan Batı bloğundaki çatırdamalar, ve Epstein olaylarıyla birlikte devam eden süreçte Batının siyasal ve ahlaki olarak da çöktüğü tescillenmiştir. Bu zamana kadar kullandıkları insan hakları, özgürlük, kadın hakları, demokrasi konularındaki söylem üstünlükleri sona ermiştir. Kadınlara verdikleri değer ortadadır.
Batı’nın yeni bi dünya düzeni kuracak ne ahvali müsaittir nede mecali vardır.
Güçlü bi ülke ve millet olmak istiyorsak artık Batı’yı örnek alamayız. Çöken imparatorluk örnek alınmaz. Hala yüz yıl önceki söylemleri takip ederek Batı’yı örnek alan ve alınması gerektiğini söyleyenler politika üretemiyor, nostaljiyi özlüyor demektir. Ancak geçmişe özlem duymanın bi manası yok. Geçmiş geçti.
Ahlak ve maneviyatını kaybeden milletler çökmeye mahkumdur. Batı ahlakını kaybetmiş bi medeniyete dönüştü.






Yorumlar