top of page

Manhattan Projesi 2: Yapay Zeka

  • Yazarın fotoğrafı: Yuşa Kaymakçı
    Yuşa Kaymakçı
  • 28 Oca
  • 6 dakikada okunur

Manhattan Projesi 1940’lı yıllarda ABD’nin ulusal güvenliğinin korunması için nükleer teknolojide üstünlüğü almasını amaçlayan bi projeydi. O dönemde özellikle Nazi Almanyasının bi nükleer silah yapma ihtimali ABD açısından varoluşsal bi tehdit olarak görüldü.


Beyaz Saray, Yapay Zeka’da üstünlüğü ABD’nin birinci önceliği olarak belirlerken yapay zekada herkesin ulaşmak istediği nokta olan Artificial General Intelligance(AGI) seviyesini herkesten önce geliştirmeyi amaçlayan projenin adını ise Manhattan Projesi 2 olarak anıyor.


Yapay Zeka’da üstünlük, 1940’lı yıllarda atom bombası yapmak ne ifade ediyorsa günümüzde onunla eşdeğer tutuluyor. Peki yapay zeka neden bu kadar kritik?



Manhattan Projesi


Manhattan Projesi, ikinci dünya savaşında ABD’nin Nazi Almanyasından önce bi nükleer silah geliştirme amacıyla ortaya çıktı. ABD 1942 yılında atom bombasının babası olarak bilinen J.Robert Oppenheimer’ın bilimsel liderliğinde bi ekip kurdu ve bu ekip atom bombasını yapmayı başardı.


Oppenheimer tarafından geliştirilen atom bombası Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine atılarak Japonya’nın teslim olması ve ikinci dünya savaşının ABD’nin net zaferiyle resmen sona ermesini sağladı. Bu silah, ABD’ye uzun yıllar sürecek bir üstünlük kazandırdı ve yeni bir dünya düzeninin kurucusu olmasını sağladı.



Büyük Veri İşleme ve Yapay Zeka’nın Askeri Kullanımı


11 Eylül 2001 saldırıları sonrası ABD’nin güvenlik arayışları yapay zekanın ortaya çıkışını hızlandıran bi gelişme oldu. ABD dünyanın en gelişmiş istihbarat kurumlarına sahip olmasına rağmen bu saldırıyı öngörememişti. Güvenlik kurumları devasa bi veriye sahip olmasına rağmen veri işlemedeki sorunlar büyük zafiyet oluşturuyodu.


Teknoloji milyarderi Peter Thiel bu zafiyeti farkeden kişi oldu. CIA ve NSA gibi kurumların devasa miktarda bilgi topladığını ancak bunları etkili şekilde analiz edemediğini düşündü. Thiel’in bu tespiti, yapay zekayı güvenliğin merkezine koyan yeni bir yaklaşımın önünü açtı. Palantir şirketini kurarak büyük verinin işlenmesini kolaylaştıracak bi yazılım geliştirmeyi amaçladı.


Thiel’ın siyasi bağlantıları sayesinde Palantir, CIA’in radarına girmeyi başardı. Irak ve Afganistan’daki operasyonlarda ciddi baskı altında olan istihbarat kurumları, Palantir’e bir şans vermeye karar verdi. CIA, şirketin ilk büyük müşterisi ve yatırımcısı oldu.


Palantir CIA ile yapılan anlaşma sonrası büyük veri setlerine erişim sağlamış oldu. Gotham yazılımı sahadan gelen verileri analiz ederek askeri birimlere hedef tespiti ve öneriler sunmaya başladı ve sahada etkisi net şekilde görüldü.


Palantir’in yazılımı büyük veri setlerini işlemede zamanla o kadar gelişti ki artık yalnızca önemli bilgiler veren bi platform değil adeta ABD ordusunun sahadaki gözü haline geldi. Palantir yazılımı tüm hesapları yapıyor, değerlendirmeleri sunuyor, ve vurulması gereken hedefleri, koordinatları dahi veriyodu. Bu durum, insan kararının yerini giderek makine önerilerinin aldığı yeni bir savaş biçimini ortaya çıkardı.


Yani Palantir yapay zekası artık ABD ordusunda öyle bi hale gelmiş ki askerler, savaş uçakları, tanklar tek bi sözüne bakıyor; ateş et.



Artificial General Intelligence(AGI)


Bugün yapay zeka alanındaki nihai hedef, Artificial General Intelligence yani AGI olarak tanımlanan seviyeye ulaşmak. AGI, düşünebilen, öğrenebilen ve gelişebilen yapay zeka olarak tanımlanıyor. Bu kavram henüz teorik olsa da, devletler ve büyük teknoloji şirketleri tarafından büyük bir stratejik hedef olarak görülüyor. Çünkü AGI’ya ilk ulaşan devletin çok büyük bir güç elde edeceği düşünülüyor.


AGI’nın bu kadar kritik görülmesinin nedeni, yalnızca askeri alandaki etkisi değil. Ekonomiden bilime, üretimden istihbarata kadar her alanda üstünlük sağlayabileceği varsayılıyor. Bu yüzden AGI yarışı, klasik bir teknoloji rekabetinin ötesine geçmiş durumda. Tıpkı nükleer silahlar gibi, bu alanda geri kalmanın telafisinin olmayacağına inanılıyor.


Yapay zekanın bugünkü sıçramasında en kritik kırılma noktalarından biri, Nvidia’nın GPU’ları ve 2006 yılında geliştirdiği CUDA yazılımı oldu. CUDA, başlangıçta grafik işleme için tasarlanan GPU’ların matematiksel ve analitik hesaplamalarda kullanılmasının önünü açtı. CPU’ların yetersiz kaldığı noktada GPU’ların paralel işlem kapasitesi, büyük yapay zeka modellerinin eğitilmesini mümkün hale getirdi.


2015 yılında OpenAI, AGI hedefini açıkça dile getiren nadir kurumlardan biri olarak kuruldu. Şirketin kurucuları ve erken dönem destekçileri arasında Sam Altman, Elon Musk, Peter Thiel, Reid Hoffman gibi isimler ve Amazon Web Services gibi dev teknoloji altyapı sağlayıcıları yer aldı. OpenAI, başlangıçta kâr amacı gütmeyen bir yapı olarak konumlandı ve hedefini “insanlık için güvenli AGI” olarak tanımladı. Ancak henüz çok yakın bi zamanda Pentagon’la bi anlaşma yaparak bu kuralı ihlal etti.


2022’de Open AI’ın geniş dil modeli ChatGPT’yi tanıtmasıyla Nvidia GPU’ları bu dil modellerinin eğitilmesi ve çıkarım yapabilmesi için vazgeçilmez hale geldi.

AGI seviyesinde yapay zekaya ulaşılabilmesi için planlanan yüz milyarlarca dolarlık yatırımların takıldığı bazı engeler var; zaman, para ve kaynaklar. Büyük veri merkezlerinin inşa edilmesi için belli inşa süreleri gerekiyor, gerekli donanımların üretilebilmesi içinse zaman ve para gerekiyor. Zaman ve paranın yanında tüm bu donanımların üretilebilmesi için büyük miktarlarda nadir toprak metalleri gibi sınırlı kaynaklara ihtiyaç var. Ve veri merkezlerinin çalışabilmesi için gerekli enerjiyi sağlayacak nükleer enerji santralleri inşa edimeli. Tüm bunlar büyük miktarda para, zaman ve kaynakları gerektiriyor. Kaynaklara hakim olamanın mücadelesi ise çatışma ve savaşları ortaya çıkarıyor.


2025’te Trump yönetiminin iktidara gelmesiyle Beyaz Saray yapay zekada üstünlüğü birinci önceliği olarak belirledi ve Genessis Mission adlı projeyi başlattı . Yapay zekanın ulusal güvenliğin merkezine yerleştirildiği bu projede nihai hedefi “Manhattan Projesi 2” benzetmesiyle ifade ettiler ve orjinal Manhhattan Projesiyle olan benzerlikleri vurguladılar.


Artık 1940’larda bi atom bombasına sahip olmak ne kadar önemli görülüyosa 2026’da da AGI’a sahip olmak o kadar önemli görülüyor. 1940’larda Nazi Almanyasından önce atom bombası yapmak ne kadar önemli görülüyosa günümüz de Çin’den önce AGI’a ulaşmak aynı önemde görülüyor.



Yapay Zeka’nın Kitlesel Gözetim ve Kontrol Aracı Olarak Kullanımı


Palantir adı Yüzüklerin Efendisi film serisinde kullanılan Palantiri adlı bi küreden geliyor. Filmdeki bu küre uzak mesafelerdeki olayları ve kişileri görmeyi sağlıyor, hem geçmiş hem de geleceği görebiliyor. Thiel’ın Palantir yazılımı da tam olarak böyle bi araç olmaya doğru gidiyor.


Palantir yalnıca CIA ve Pentagon’la askeri amaçlı kontratlar yapmakla kalmadı. ABD’nin Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza(ICE) kurumuyla yaptığı kontratlar ve sağladığı ImmigrationOS gibi yazılımlar göçmenlerin kimlik ve yüz taramasını yaparak kolayca tespiti ve sınırdışı edilmesini kolaylaştırdı.


Palantir’in sağladığı yazılımlar ABD asayiş kurumları tarafından kişilerin takibi ve suçluların tespiti için kullanılıyor.


Tüm bunlar özellikle kamuoyunda özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği gerekçesiyle yoğun protestolara sebep oldu. Birçok Palantir çalışanı bu sebeplerle işlerinden ayrıldı. Bazı çalışanlar kendilerinin de göçmen olduklarını bir gün kendilerinin de aynı durumla karşılaşacaklarını ve şeytanı beslemek istemedikleri düşüncelerine sahipti.


Palantir CEO’su Alex Karp bi demecinde, ICE’la kontratların devam edeceğini söyleyerek bi şeytan olarak anılmanın aciz olarak anılmaktan daha iyi olduğunu söylemiştir.



Yıkıcı Güç Olarak Yapay Zeka: Gazze


Palantir, soykırımcı İsrail ordusu IDF ve Mossad’la da çalışıyor. İsrail’in Gazze’de kullandığı Lavender ve Where’s Daddy? gibi Palantir yazılımları Hamas bağlantısı olan kişileri takip ve tespit ediyor.


Gazze’de çocuk, kadın ve yaşlıların havadan bombalanarak öldürülmesinden sorumlu İsrail’in Hamas veya terörist tanımının ne olduğu konusunda kimsenin bi fikri yok. Küçücük çocuklar Hamaslı mı diye sorulduğunda çocukların kalkan olarak kullanıldığından bahsediyolar. Yapay Zeka yazılımı bi hedefin tespitini yaparken yanındaki masumların ayrımını yapmıyor. IDF bi binada hedef olarak belirlenen bi kişi varsa bütün binayı havaya uçuruyor.


Hiçbir ahlaki ve hukuki standardı olmayan IDF yapay zekanın tespit ettiği hedeflere ağır bombalarla anında saldırı düzenliyor. Zaten İsrail’in Gazze’de yaptığı şey şehre havadan bakınca açık net ortada. Bütün şehir moloz yığınına çevrilmiş yani herhangi bi terörle mücadele yada hassas bi operasyondan söz etmek mümkün değil.


Yapay Zeka da tıpkı nükleer teknoloji gibi kötü emelleri olan kişilerin eline geçince yıkıcı bi güç olabiliyor. Gazze bu anlamda yapay zeka kullanımıyla yerle bir edilmiş bi şehir olarak belki de 21. yüzyılın Hiroşima’sı olarak adlandırılabilir.


Palantir CEO’su Gazze’de Palantir yazılımının kullanılarak katliam ve soykırım yapıldığı konusunda defalarca kez protestolara maruz kaldı. Ancak kendisi soğuk kanlı bi şekilde orada yalnızca “cihatçı teröristler” öldürülüyor, İsrail’e destek vermeye devam edeceğiz şeklinde cevaplar verdi.



Kitle İmha Aracı Olmaya Son Adım


Yapay Zeka’nın Artificial General Intelligence(AGI) seviyesine ulaşma hedefinin Manhattan Projesi 2 olarak anılması elbette ki sadece bi benzetmeden ibaret değil. AGI, kendi kendine düşünebilen, öğrenebilen ve gelişebilen yapay zeka olarak tanımlanıyor. Düşündüğümüz zaman bu korkunç bi şey. Ancak atom bombası da korkunç bi şey ama insanlık yine de onu yaptı ve kullandı da. AGI’ı da birisi muhakkak yapacaktır ancak soru onu ilk yapanın kim olacağı.


Geçtiğimiz yüzyılda atom bombasını ilk kim yapacak yarışı vardı. Bu bombayı yapabilen ulus diğer uluslar üzerinde büyük güç elde edecek ve düzeni kuracaktı. Öyle de oldu. Bu yüzyılda ise AGI’ı ilk kim yapacak yarışı var ve bunu ilk yapan ulusun büyük bi güç elde edip düzeni kuracağı kuracağı düşünülüyor. Yada öyle olacağı yanılgısı içindeler çünkü kendi kendine düşünebilen, öğrenebilen ve gelişebilen bi yapay zeka kontrolden çıkması halinde tüm uluslar ve insanlık için büyük bi tehlike arz edecektir.


Gazze’de görüldüğü üzere yapay zeka istenildiği takdirde çok kötü amaçlarla kullanılabiliyor. Manhattan Projesi 2, insanlığın ilerlemesi için kullanılabilecek bi teknolojinin ulusal güvenlik bahanesiyle yeniden bi hakimiyet aracı olarak kullanılmak istendiğini gösteriyor.


Dünyada halihazırda nükleer silahları olan ülkelerin stoklarına bakıldığında dünyayı yaşanmaz hale getirecek, insanlığın sonunu getirecek kadar bomba mevcut. Yalnızca bi komut verilmesi halinde tüm füzelerin bi anda ateşlendiği ve saniyeler içinde hepimizin yanarak öldüğü bi senaryo gerçekleşebilir. Sadece bi komut bekliyor.


Yapay Zeka ise gelecekte otonom savaş makineleri ve robotlara entegre edildiğinde tek bir şey eksik olacak. Palantir gibi yapay zeka yazılımları yalnızca hedefi göstererek “burayı vur” diyor. Ateş edip etmeme kararı ise insana ait. Ancak tek bi komut değişimiyle bi robota “öldür” talimatı verilebilir ve yapay zekanın da bi kitlesel yıkım aracı olduğu bi senaryoya uyanabiliriz. Bu da tıpkı nükleer silahlar gibi sadece bi komut uzaklıkta olacak.

Yorumlar


Ne düşündüğünü bana bildir!

Fikrini Paylaştığın İçin Teşekkürler

© 2023 by Train of Thoughts. Proudly created with Wix.com

bottom of page